BATI EMPERYALİZMİNİN ÇÖKÜŞÜ
Bugün yazacaklarım, özellikle ülkemizdeki ABD ve AB severleri biraz üzüp düş kırıklığına uğratacak. Batı emperyalizmi insanlıktan uzaklaşarak dünyayı haraca bağladıkça çürüyüp kokuşmaya başladı. Sömürü üstüne kurulan sistem, insanı yok saydı. Ona özgü ne varsa ortadan kaldırmaya çalıştı. İnsanlık değerleri, dayanışma, yardımlaşma, toplumsal çıkar bir avuç sömürgenin çıkarı uğruna yok sayıldı. Kadın ve erkek türü bile sömürgenlerin isteği doğrultusunda doğalarından koparılıp değiştirilmeye çalışıldı. Doğal özelliklerini yitiren toplumlar çürümeye başladı. Bu çürüme, son yıllarda hızlanarak kokuşma arttı. Ne yazık ki bu kokuşma dört bir yanı sardı.
Son aylarda Avrupa ülkelerinin çoğunda halk, sokaklarda… Avrupa Birliği ülkelerinin ekonomileri çöktü. Toplumsal düzenleri bozuldu. Zaten vahşi kapitalizm, yıllardır toplumsal dayanışma ve yardımlaşmayı yok etmişti. Avrupa emperyalistlerinin dünyadaki sömürü alanları daraldıkça ve üretimleri azaldıkça derin ekonomik ve sosyal sorunlar ortaya çıkmakta buralarda. Sosyal devlet, uzun süredir zayıflamaktaydı. Yoksulluk, bu ülkelerde kendini duyumsatmaya başladı. Geçim zorluğu, işsizlik halk kitlelerinde yaygınlaşmaya başladı. Bu durum, geniş halk kitlelerini rahatsız etti. Zaten bu ülkelerde yıllardır uygulanan neoliberal sistem üretimi azaltmış, halk kitlelerini yoksullaştırmıştı. Bu sistem, siyasetin sağında ya da solunda yer alsın tüm iktidarlar döneminde uygulandı.
ABD, dünyada yoksulluğun en derin yaşandığı bir ülke. Dünyanın kanını emen, insanların canını alan bir emperyalist gücün halkının önemli bir kısmı ne yazık ki yaşamda kalmak için günlük gereksinmelerini karşılamaktan aciz. Büyük kentlerde halkın önemli bir kesimi evsiz ve sokaklarda mukavva kutularda yaşıyor. Her yıl kış geldiğinde sokakta yaşayanlardan çok sayıda kişi donarak ölmekte. Bu ülke halkı, doların gücüyle bir arada duran ve bir türlü uluslaşamayan bir topluma sahip.
İran savaşı, ABD halkını yoksullaştırdı. Çünkü petrol ederlerinin artışına koşut olarak günlük tüketim malları olağanüstü pahalı duruma geldi. Bu da halkın geçimini zorlaştırdı. İşte, 3 Kasım 2026 araseçimlerinde Trump’ın hezimete uğramasının nedeni bu. Bu ülkenin asıl felaketi, doların uluslararası ticarette kullanılmamasıyla başlayacak.
Önce Fransa’da halk sokaklara döküldü. 17 Eylül 2026 günü liselilerin sokağa çıkması fitili ateşledi. Ülkenin büyük kentleri yandı yıkıldı. Mağazalar yağmalandı. Sokaktakilerin öneli bir bölümü sosyalizme özlem duyulan marşları ve savsözleri[1] haykırdılar. Kimi kızıl bayrak açıp Enternasyonal Marşı’nı söyledi. Neoliberalizm, devrimin ülkesini devrimci toplumsal düzenden uzaklaştırdı. Halk, bir dilim ekmeği bulma kaygısına düştü. Toplumsal düzen bozulunca ırkçılık hortladı.
Irkçılık, Avrupa ve ABD kaynaklı bir ayrımcılık. Halkın ekonomik yaşamı zorlaştığında, sorunlara çözüm bulunmadığında ırkçılık yaygınlaşır. Toplumun egemen asalakları, ekonomik ve sosyal bozukluğu farklı ırktan olan göçmenlerin üzerine yıkar. Halka: “Bak, bu adamlar ülkemize geldiği için sen yoksullaştın. Onlar olmasaydı sen gül gibi geçinip gidecektin” der. Bu yolla halkın iktidara olan hıncı göçmenlere yöneltilir. Böylece sömürgenleri bırakıp birbiriyle kavga eder halk kitleleri. Bu kavga egemenlerin sömürü düzenini sürdürmesinin yolunu açar. Ancak AB ülkelerinde ve ABD’de bu oyun bozulacak. Halk, kendini sömürerek yoksullaştıranlara karşı birleşecek.
AB ve ABD, sömürüye dayalı bir sistemle yönetilir. Demokrasileri ve özgürlükler göstermelik. Sisteme karşı eyleme geçildiğinde özgürlük ve demokrasi maskesi düşer. Onun yerine acımasız halk düşmanlığı gelir.
Fransa’daki sokak gösterileri hızla Avrupa’nın neredeyse tümüne yayıldı. Bu gösteriler günlerce sürdü ve yaşamı durdurdu. En son Avrupa’nın sanayi üretimi en yüksek ülkesi Almanya’ya sıçradı halkın hak arama isteği. Ülkenin her yanında halkla polis karşı karşıya geldi.
Bir kez cin şişeden çıktı. ABD ve AB’de neoliberalizm, yalnızca ekonomileri, toplumsal yaşamı değil; insanlığı yok etme noktasına geldi. İnsanlar, günlük yaşamda en temel gereksinmelerini bile yerine karşılayamıyor. Halkın bu duruma uzun süre dayanması olanaksız. Çünkü bıçak kemiğe dayandı. İnsanı yok sayan bu ekonomik ve sosyal düzen değişmeli.
Ülkemizde kendini ilerici sayan bir kısım kişi, AB ve ABD demokrasilerine(!) hayran. Ekonomik ve toplumsal düzenlerini her fırsatta övmekteler. Ayrıca iktidar partisi ile muhalefet partilerinin çoğunun hedefi AB’ye girmek. ABD severlik ise NATO’da simgeleşmekte nedense. İnsanı yok sayan dünyanın ezilmiş ülkelerinin kanı, emeği, alınteriyle beslenen insanlık dışı bir düzenin maskesi düşüyor. Demokrasi, özgürlük masallarının gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.
Neoliberalizm özgürlük değil, insanı yok sayan bir düzen. AB ülkelerindeki halk ayaklanmaları daha başlangıç. İnsanı yok sayan bir sistemin sonsuza dek süresi olanaksız. B atı emperyalizmi hızla çöküyor. ABD seçimlerinde ve Avrupa sokaklarındaki haykırışları bu çöküşün ayak seslerinden başka bir şey değil. Dünya yeniden devrimci bir sürece giriyor. Bu nedenle insanlığı gönençli, mutlu, umutlu bir yaşama kavuşturacak olan Atatürk’ün halkçı-devletçi sistemi. . Ülkemiz ve dünya ülkelerinin önündeki tek seçenek bu.
Not: Yazıyı tamamlayıcı nitelikte olan aşağıdaki yazıları okumakta yarar var.
Rusya’ya Ambargo https://adiladalet.blogspot.com/2022/03/rusyaya-ambargo.html
İnsanlığın Baş Belası Kapitalizm https://adiladalet.blogspot.com/2015/11/insanligin-bas-belasi-kapitalizm.html
Adil Hacıömeroğlu
6 Kasım 2026